google-site-verification=-NAEpN6wpQ_pqQOHNz5s7a2Yc8O3-zmLaSG-U5TAb-Q google-site-verification=-NAEpN6wpQ_pqQOHNz5s7a2Yc8O3-zmLaSG-U5TAb-Q
 

Birey ve Toplum İlişkisi

En son güncellendiği tarih: 10 Nis 2020

Birey ve Toplum İlişkisi:

Durkheim’a göre insan, arzuları sınırsız bir canlıdır. Hayvanlardan farklı olarak biyolojik ihtiyaçları doyurulduğu zaman tatmin olmaz:

“[…] İnsanın gereksinimlerinin çoğu vücuduna bağımlı değildir ya da bağımlılık [hayvanlarınkiyle] aynı ölçüde değildir”*.
“[…] İnsan ne kadar çok şey edinirse o kadar daha fazla şey ister ve elde edilen doyumlar gereksinimleri yatıştıracak yerde daha çok tahrik eder”*2.

Bu hayvansı insanın doğal doyumsuzluğunun sonucudur ki onun arzuları ancak bir dış denetim (toplumsal denetim) tarafından kontrol altına alınabilir. Durkheim’a göre insanın arzularına sınır getirmeye muktedir olabilecek şey onun organik ve/veya ruhsal yapısı değil; toplumdur:


“[…] Gereksinimler bakımından […] sınırı belirleyecek olan, insan doğası değildir. Netice olarak, gereksinimler yalnızca bireye bağlı oldukları ölçüde sınırsız demektir. Her türlü düzenleyici dış güçten soyutlandığında, duyarlığımız kendi başına doyurulması olanaksız dipsiz bir uçurum gibidir”*3.
“Bireyin kendisinde, tutkulara bir sınır koyabilecek herhangi bir şey bulunmadığından, bu sınır zorunlu olarak bireyin dışındaki bir güçten gelmelidir. Organizmanın fiziksel gereksinimler için oynadığı rolü, manevî gereksinimler için oynayacak bir düzenleyici gereklidir. Bu, söz konusu gücün de ancak manevî bir güç olabileceği anlamına gelir. […] Bu düzenleyici rolü ya doğrudan doğruya ve bir bütün olarak, ya da organlarından biri aracılığıyla yalnız toplum oynayabilir; çünkü bireye üstün olan ve üstünlüğü onun tarafından kabul edilen tek güç odur”*4.

Toplumsal düzenlemeler ortadan kalktığı zaman, toplumun bireysel eğilimler üzerindeki denetleyici etkisi artık etkinliğini kaybetmiştir ve bireyler kendi kişisel becerileriyle baş başa bırakılmışlardır. Böyle bir duruma Durkheim, bütün bir toplumdaki veya onu oluşturan grupların bazılarındaki görece normsuzluk*durumuna işaret eden bir terim olan“anomi”(anomie) ismini verir.

Toplumsal düzensizlikten ileri gelen kuralsızlığı veya başka bir deyişle bunalımı ifade eden anomi, zihinsel-psikolojik bir duruma değil toplumsal yapının özelliklerinden birine tekabül eder. Anomi hâli, bireysel arzuların artık ortak normlar tarafından düzenlenmediği ve sonuç olarak bireylerin, amaçlarının peşinden koşarken ahlaki bir rehberliğin olmadığı bir durumu ifade eder.


Durkheim #intihar ı, “kişinin neticesini bilerek doğrudan (direct) veya dolaylı (indirect) olarak pozitif (kafasına bir kurşun sıkarak) veya negatif (yemek yemeyerek veya yanan bir evi terk etmeyerek) bir eylemle yaşamına son vermesi” olarak tanımlar*9. Bu tanımı ortaya koyduktan sonra, eyleyenin (intihar edenin) toplumla ilişkisine göre #bencil, #özgeci, #kaderci ve #anomik olmak üzere dört farklı intihar tipi tespit eder.


Durkheim ayrıca, intiharı psikolojik nedenlerle açıklamanın yetersiz olduğunu, asıl nedenlerin toplumsal olduğunu iddia eder. Yine bu çerçevede intiharın taklit yoluyla yayıldığını veya bulaşıcı olduğu fikrine de karşı çıkar. Psikolojik durum (sinirsel hastalıklar) bireyi intihara daha meyilli kılabilir ancak intihara götüren asıl – belirleyici – neden toplumsaldır.



Kaynak: İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/19_20_Bahar/sosyoloji_tarihi_2/4/index.html#konu-4

15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Avrupa Yesil Mutabakatı – Fırsatlar ve Engeller

Dünyadaki gidişatı doğru okuyor muyuz? Modellerimizin sonucuna iyi bakmak lazım. Tanımlanan hedefler kapsamında bu büyüme stratejisi; 2030 ve 2050 için AB’nin iklim hedeflerini arttırmak, Temiz, ulaşı

Gurur

Gururlu davranacağımız zamanları, durumları, olayları muhakeme kullanarak seçmeliyiz. “Ben gururlu biriyim” ya da “bu laftan sonra asla” deyip sert bir tavır sergileyememeliyiz. Konuların aciliyetini,

Barıs nedir?

Barış içten gelir, o yüzden kişinin ilişkilerinden önce kendi içine bakması önemlidir. Hakiki barış, insanın kendisiyle olan iletişiminden ve içsel huzurundan oluşur. Bundan kaynaklı olarak dışarıda b